(27.09.2019)

 

Yüce Rabbimiz, hutbemin başında okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yolda olmaları umulanlar bunlardır.”1 Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de, “Şehirlerin Allah’a en sevimli olan mekânları camilerdir.”2 buyurmaktadır.

 

Aziz Müminler!

İlmî, irfanî ve ahlakî değerlerin dünyanın dört bir yanına dalga dalga yayıldığı mabedler olan camiler; bize, Rabbimize daha yakın olduğumuzu hissettiren en sıcak mekanlardır. Hayatın üzüntü ve sevinçlerini hep kubbesi altında yaşadığımız camilerde, iç dünyamız huzur bulur. Kalplerimiz, yalnızca Allah’a kul olmanın ve O’nun huzurunda eğilmenin hazzını hisseder.

 

Kıymetli Kardeşlerim!

Camiler; beldelerimizin ruhu; sosyal hayatımızın merkezi, dinimizi öğrendiğimiz eğitim yuvalarıdır. Kubbe ve minarelerinden gelen her söz, o sözü duyan bütün insanlara adeta hayat verir, mana ve değer katar. Bedenleri ve ruhları arındırır. Bizi hayatın bitmek bilmeyen kargaşasından çekip alır. Bizi manevi iklimiyle iyileştirir, güzelleştirir. Bize birbirimizi sevdirir. Rabbimizin huzurunda omuz omuza saf tutarken, kıyam ederken, rükû ve secdeye varırken, dilini, ülkesini hatta adını dahi bilmediğimiz kardeşlerimizle kalplerimizi birleştirir.

 

Kıymetli Kardeşlerim!

Camilerimizi değerli kılan bir diğer unsur da, o camilerde görev yapan din görevlileridir. Din hizmetlerinin yürütülmesi için büyük fedakarlıklar gösteren din görevlilerimiz, insani ve ahlaki değerlerin yaşanması için daima gayret içindedirler. Onların aşkla okudukları her ezan, sadece namazın değil, dirilişin, kulluğun, teslimiyetin de ifadesidir. Kederli ve sevinçli günlerimizde hep yanımızda buluruz onları. Her camiye gidişimizde onları mihrapta görmek, tilavetlerini dinlemek, bize huzur verir; kalplerimizi camiye bağlar.

 

Aziz Kardeşlerim!

Her yıl 3-10 Ekim tarihleri arasında kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftası vesileyle “cami”yi, hayatımızın merkezine yerleştirmenin yollarını arayalım. Çocuklarımızı camilere alıştırmaya, kalplerine Allah ve Resulu‘nün sevgisini yerleştirmeye çalışalım. Camiye gittiğimizde her daim edep üzere olmaya ve erdemli davranışlar sergilemeye gayret edelim. Müminlerden uzak kalan camilerin mahzun olacağını asla unutmayalım.

Ayrıca 3 Ekim günü çeşitli etkinliklerle gerçekleştireceğimiz “Cami Açık Kapı Günü”nde, komşularımızı ve misafirlerimizi camilerimize davet edelim. Onlara, dinimizin barış ve hoşgörüsünü göstermeye çalışalım.

Bu vesileyle, camilerimizin yapımında emeği geçen tüm kardeşlerimizi şükranla yâd ediyor, vefat etmiş olanlara Allah‘tan rahmet diliyorum. Hutbemi, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in iki hadisiyle bitirmek istiyorum: “Bir kimse evinde güzelce temizlenir, sonra Allah’ın farzlarından bir farzı yerine getirmek için Allah’ın evlerinden birine giderse, attığı adımlardan her biri bir günahı silip yok eder; diğer adımı da onu bir derece yükseltir.”3 Yüce Allah, sabah ve akşam camiye giden kimsenin, her gidiş ve gelişine cennette bir yer hazırlar.”4

 

DİTİB Hutbe Komisyonu

1 Tevbe 9/18.

2 Müslim, Mesâcid, 288.

3 Müslim, Mesâcid, 282.

4 Buhârî, Ezân 37; Müslim, Mesâcid 285.

Kategoriler: Hutbeler

Benzer yazılar

Hutbeler

Hz. Lokman (a.s.) ve Öğütleri Muhterem Müslümanlar!

(07.02.2020) Sevgili Peygamberimiz Hz..Muhammed (s.a.s.) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor: ʺDin nasihattir.ʺ [1] İnsanın manevi hayatında nasihat almanın ve onu hayatına tatbik etmenin önemi büyüktür. Her Müslümanın küçük büyük farketmeksizin ömrü boyunca nasihate ihtiyacı vardır. Daha fazlasını oku…

Hutbeler

Teknoloji Bağımlılığı ve Sosyal Medya Ahlakı

(30.01.2020) Muhterem Müslümanlar! Yüce dinimiz İslam’ın ana gayesi, yeryüzünün en şerefli varlığı olarak yaratılan insanın can, mal, akıl, ırz ve inancını korumaktır. Bu beş temel değeri dokunulmaz kabul eden İslam, hangi sebeple olursa olsun bu Daha fazlasını oku…

Hutbeler

Gönüllerdeki Engelleri Aşalım

(06.12.2019) Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) bir gün İslam’ı anlatmak üzere Mekke’nin ileri gelen müşrikleriyle bir araya gelmişti. Sohbetin koyulaştığı esnada Mekke’nin zayıf ve kimsesizlerinden ve aynı zamanda âmâ, yani gözleri görmeyen biri olan Abdullah b. Ümm-i Daha fazlasını oku…