(25.10.2019)

 

Sahabe-i kiramdan Ebû Hüreyre (r.a.)’ın aktardığına göre, bir gün Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu:

“Yüce Allah kıyamet günü bazı kullarını huzuruna alıp şöyle seslenir: “Ey kulum! Sen dünyada iken ben hastalanmıştım, fakat sen beni ziyaret etmedin.”

İnsan; “Yâ Rabbi! Sen âlemlerin gerçek sahibi iken ben Seni nasıl ziyaret edebilirdim, der. Bunun üzerine Yüce Allah; “Hani filanca kulum hastalanmıştı, fakat sen onun ziyaretine gitmedin. Eğer onu ziyaret etmiş olsaydın, Beni onun yanında bulacaktın. Bunu bilmiyor muydun?” diye cevap verir.[1]

Değerli Mü’minler!

Yüce dinimiz İslam, insana değer veren ve ona merhamet eden bir dindir. İnsan, sağlığında da hastalığında da değerlidir, şefkat ve merhamete muhtaçtır. Dinimiz, insana sağlığında değer verip hastalandığında onu kendi yalnızlığına ve çaresizliğine terk etmeyi hoş görmemiştir. Bilakis müslümanın din kardeşine karşı en önemli görevlerinden birinin, hastalandığı zaman ziyaretine gitmek, şifası için dua etmek, moral ve psikolojik destek vermek olduğu ifade edilmiştir. [2] 

“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”[3] ilahî hitabına muhatap olan sevgili Peygamberimiz şefkat ve merhamete, moral ve psikolojik desteğe her zamankinden daha çok muhtaç olan hastaları bizzat ziyaret ettiği gibi, bizleri de hasta ziyaretine teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Hastaları ziyaret ediniz. Kim bir hastayı ziyaret ederse, Allah’ın rahmetine girmiş olur. Bir hastayı ziyaret ettiğin zaman onun duasını iste, çünkü onun duası meleklerin duası gibidir.”[4] 

Aziz Kardeşlerim!

Hastalık hali, insanın duygu ve davranışlarını etkileyen, farklı tepkiler vermesine neden olan zor bir durumdur. Hastalıklar hafif ya da ağır olsun, insan psikolojisini mutlaka etkiler. Hasta olan kişi daha da duygusallaşır ve alınganlaşır. Sağlığında üzerinde durmadığı konulara ilgi duyar, iyi günlerindeki akraba ve dostlarını yanında görmek ister. Hatta sağlığında arayıp sormadığı kimselerin bile kendisini ziyaret edip hal hatır sormasını bekler. Gelmezlerse kırılır, üzülür. Kısaca hasta, her zamankinden daha fazla ilgiye ihtiyaç duyar. Bu itibarla, hasta ile ilgilenecek annesi babası, yakın akrabası yoksa onunla ilgilenme görevi din kardeşlerine ve arkadaşlarına düşmektedir. Diğer yandan hasta ziyaretinin kısa tutulmasına, hastane şartlarının gözetilmesine de dikkat edilmelidir.  O halde bizler de, sünnet-i müekkede bir ibadet olduğunu bilerek hem hasta ziyaretlerine gereken önem gösterelim hem de ziyaret adabına riayet etmeye çalışalım.

Bu vesileyle, Yüce Rabbimden bütün hasta kardeşlerimize acil şifalar vermesini diliyor ve bizleri de her türlü hastalık ve musibetlerden muhafaza eylemesini niyaz ediyorum.

 

DİTİB Hutbe Komisyonu

 

[1] Müslim, Birr, 43.
[2] Buhârî, Cenâiz 2.
[3] Enbiyâ, 21/107.
[4] Terğib Tercümesi 6/456.

Kategoriler: Hutbeler

Benzer yazılar

Hutbeler

Candan Cana Sadaka: Organ Bağışı

(01.11.2019)   Muhterem Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “… Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur. …”[1] Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Kim bir insanın sıkıntısını giderirse, Daha fazlasını oku…

Hutbeler

Dindarlık

(11.10.2019)   Okuduğum âyet-i kerimede Rabbimiz şöyle ‎buyuruyor: “Kim güzel niyet ve davranış sahibi ‎olarak kendini Allah’a teslim ederse Rabbinin ‎katında onun mükâfatı vardır. Öylelerine korku ‎yoktur, onlar üzülmeyecekler de.”‎[1] ‎ ‎   Kıymetli Müminler!‎ Her Daha fazlasını oku…

Hutbeler

Yaşlılarımıza Karşı Sorumluluklarımız

(04.10.2019)   Muhterem Müslümanlar! Mekke’nin fethedildiği gün, müminler sevinçle birbirine sarılıyor, böyle bir günü lütfettiği için Allah’a şükrediyorlardı. Resûlullah’ın hicret arkadaşı, sâdık dostu Hz. Ebûbekir ise şehre girer girmez doğruca babasının yanına gitmişti. İslam’ı kabul Daha fazlasını oku…