(20.09.2019)

 

Muhterem Müslümanlar!‎

Bir gün Resûlullah (s.a.s.) Efendimiz, ashabıyla ‎sohbet ederken kimsenin tanımadığı bir şahıs ‎çıkageldi; Allah Resulü’nün karşısına oturdu ve ‎‎“Bana İslâm’dan bahset!” dedi. Resûlullah (s.a.s.) ‎şöyle cevap verdi: “İslâm, Allah’tan başka ilâh ‎olmadığını ve Muhammed’in Allah’ın elçisi ‎olduğunu kabul etmen; namazı kılman, zekâtı ‎vermen, Ramazan orucunu tutman ve eğer ‎gücün yetiyorsa hac görevini yerine ‎getirmendir.” karşılığını verdi. Allah Resûlü ‎‎(s.a.s.), bir müddet sohbetten sonra oradan ayrılıp ‎giden bu şahsın Cebrail (a.s.) olduğunu bildirdi.‎2

 

Değerli Kardeşlerim!‎

Peygamberimizin hadislerinde vurguladığı üzere ‎kişiyi mümin ve Müslüman kılan; kula kul ‎olmaktan kurtarıp sadece Allah’a kul yapan; ‎hayatımızın anlamını, yaratılışımızın gayesini ifade ‎eden Kelime-i Şehadet, insanın ebedi hayatını ‎kurtaran kutlu bir sözdür.‎

Kelime-i şehâdet, ömrümüz boyunca mümince bir ‎duruş sergileyeceğimize dair Rabbimize verdiğimiz ‎sağlam bir misaktır.‎ Kelime-i şehâdet, coğrafyalarımız, dillerimiz, ‎etniklerimiz farklı olsa da bizleri aynı inanç, aynı ‎duygu ve aynı ideallerde buluşturan, birbirimize ‎sımsıkı kenetleyen ve Efendimize ümmet kılan bir ‎tevhid ve vahdet beyanıdır.‎

 

Kelime-i Şehadet, Allah’tan başka dua edilecek, ‎yardım istenilecek, sığınılacak, bela ve musibetler ‎karşısında niyazda bulunulacak hiçbir varlığın ‎olmadığının tasdikidir.‎

 

Kelime-i Şehadet, yalnız ona ibadet edilip yalnız ‎ondan yardım istenebileceğinin ve yalnızca Allah’a ‎kul olunacağının kısa ve özlü ifadesidir.  ‎

 

Kelime-i şehadet inanan için hem dünyada hem de ‎ahirette kişiyi karanlıktan çıkaran bir nur, eğriyi ve ‎doğruyu gösteren bir rehber ve bir kurtuluş ‎beratıdır.‎

 

İnsan; Allah’tan başka ilah olmadığını ve Hz. ‎Muhammed’in O’nun Resulü olduğunu kalbiyle ‎tasdik, dili ile ikrar ettiğinde artık o Ehl-i ‎Tevhid’in bir üyesidir; İslam ümmetinin ayrılmaz ‎bir parçasıdır. ‎

 

Kardeşlerim! ‎

Bizler, yeni doğan yavrularımıza isim koyarken ‎onun sağ kulağına “şehâdetleri dinin temeli” olan ‎ezanı okuruz, sol kulağına aynı şehâdeti ‎tekrarlayan kâmeti getiririz. İslâm’la müşerref ‎olacak kimseye öncelikle kelime-i şehâdeti ‎öğretiriz. Hayatının son demlerinde olan ‎kardeşlerimize kelime-i şehâdeti telkin ederiz.‎ Aslında bütün bunlar, insan ömrünün, kelime-i ‎şehâdetle başlayıp, kelime-i şehâdetle nihayet ‎bulmasının gereğine dair mesajlar içerir.‎

 

Muhterem Müslümanlar!‎

O halde geliniz hem dünyamız hem de ahiretimiz ‎için kurtuluş vesilesi olan Kelime-i Şehadet’in ‎lafzına ve ruhuna uygun söz ve davranışlarda ‎bulunalım. Rabbimize samimi bir şekilde teslim ‎olalım. Allah’ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ‎ettiğimiz Peygamberimizin rehberliğini kendimize ‎şiar edinelim. ‎

 

Hutbemi Peygamberimizin bir müjdesiyle bitirmek ‎istiyorum: “Kim kalbiyle tasdik ederek Allah’tan ‎başka ilah olmadığına ve Muhammed’in ‎Allah’ın Resulü olduğuna şehadet ederse, Allah ‎ona cehennemi haram kılar.”‎3

 

DİTİB Hutbe Komisyonu

 

1 Bakara 2/163.                                                                                  

2 Buhari, İman 2.

3 Buhari, İlim 49.

Kategoriler: Hutbeler

Benzer yazılar

Hutbeler

Hz. Lokman (a.s.) ve Öğütleri Muhterem Müslümanlar!

(07.02.2020) Sevgili Peygamberimiz Hz..Muhammed (s.a.s.) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor: ʺDin nasihattir.ʺ [1] İnsanın manevi hayatında nasihat almanın ve onu hayatına tatbik etmenin önemi büyüktür. Her Müslümanın küçük büyük farketmeksizin ömrü boyunca nasihate ihtiyacı vardır. Daha fazlasını oku…

Hutbeler

Teknoloji Bağımlılığı ve Sosyal Medya Ahlakı

(30.01.2020) Muhterem Müslümanlar! Yüce dinimiz İslam’ın ana gayesi, yeryüzünün en şerefli varlığı olarak yaratılan insanın can, mal, akıl, ırz ve inancını korumaktır. Bu beş temel değeri dokunulmaz kabul eden İslam, hangi sebeple olursa olsun bu Daha fazlasını oku…

Hutbeler

Gönüllerdeki Engelleri Aşalım

(06.12.2019) Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) bir gün İslam’ı anlatmak üzere Mekke’nin ileri gelen müşrikleriyle bir araya gelmişti. Sohbetin koyulaştığı esnada Mekke’nin zayıf ve kimsesizlerinden ve aynı zamanda âmâ, yani gözleri görmeyen biri olan Abdullah b. Ümm-i Daha fazlasını oku…