(25.01.2019)

 

Kıymetli Kardeşlerim!

Hz. Peygamber (s.a.s.), Ebu Ubeyde bin Cerrah’ı (ra) zekat toplamak için Bahreyn’e göndermişti. Ebu Ubeyde görevini yapmış ve Medine’ye dönmüştü. Allah Resulü (s.a.s.) sabah namazını kıldırdıktan sonra, cemaatin her zamankinden daha fazla olduğunu görünce tebessüm etmiş ve “Galiba Ebu Ubeyde’nin Bahreyn’den döndüğünü haber aldınız” dedikten sonra şöyle buyurmuştur; “Vallahi ben, siz fakirlikten zarar görürsünüz diye korkmuyorum. Korktuğum husus şu: Önceki ümmetlerde olduğu gibi eliniz genişler, refaha kavuşursunuz, sonra onlar gibi birbirinizle rekabete girişir, sonuçta onlar gibi mahvolursunuz.” [1]

Kıymetli Müminler!

Tasarruf, ölçülü ve dengeli olmaktır. Yüce Rabbimiz âyet-i kerîmede bu dengeyi şu sözlerle ifade etmektedir; “(Rahman’ın kulları) harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onlar harcamalarında ikisi arasında (dengeli ve ölçülü) bir yol tutarlar.”[2]

Tasarruf, kıymet bilmektir. Kişinin elinde bulunan nimetlerin kıymetini bilmesi, zaruret derecesine göre ihtiyaçlarını karşılayıp lükse ve israfa kaçmadan harcama yapmasıdır.

İsraf ise; herhangi bir konuda aşırı gitmek, imkanları ve sahip olunan değerleri, gerekli görülen yerler dışında ve gereğinden fazla harcamak anlamına gelmektedir.

Tasarruf, adaletli davranmaktır. Akraba ve yakınlarından muhtaç olanlara yardımdan kaçınarak, aile ve çocuklarını zor durumda bırakarak, parası varken yokmuş gibi sıkıntı çekmek ve çektirmek değildir.

Muhterem Kardeşlerim!

Günümüzde haz ve hız eksenli bir hayat yaşamaya zorlanan toplum, israfı engelleyen maneviyattan her geçen gün biraz daha uzaklaşmaktadır.

İnsanlar, reklam ve moda ile gereksiz tüketimi ve israfı bir alışkanlık haline getirince, geçmişte hayatı ve ilişkileri güzelleştiren pek çok inanç ve değerlerden uzaklaşmaya başlamıştır. Sabır, kanaat, şükür, cömertlik ve yardımlaşma gibi değerler unutulurken savurganlık, çıkarcılık, hırs, haset ve ihtiraslar artmıştır.

Bu tehlikelere karşı Rasûlullah (sav) bizleri şöyle uyarmaktadır: “Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize, şükretmenize daha uygun bir davranıştır.”[3]

Kıymetli Müminler!

Tasarruf, kulluğun bir gereğidir ve güzel ahlaktır. Yani mü’min, istediği kadar sorumsuzca tüketim yapamaz. Zenginliğinin sadece kendi çalışması sonucu değil, aynı zamanda Allah’ın bir lütfu olduğunu bilir ve bu sebeple, servetini ona bu zenginliği veren Allah’ın emrettiği biçimde kullanır. Müslüman,  mutluluğun fakir, yoksul ve yetimlerin de ihtiyaçlarını karşılamak için helalinden kazanıp harcamada olduğunu bilir ve ona göre hareket eder.

Ne mutlu nimetlerin kıymetini bilip şükreden ve tasarruf edebilenlere!

 

DİTİB Hutbe Komisyonu

 

[1] Buhari, Rikak, 7; Müslim, Zühd, 6
[2] Furkan, 25/67
[3] Müslim, Zühd 9

Kategoriler: Hutbeler

Benzer yazılar

Hutbeler

Dindarlık

(11.10.2019)   Okuduğum âyet-i kerimede Rabbimiz şöyle ‎buyuruyor: “Kim güzel niyet ve davranış sahibi ‎olarak kendini Allah’a teslim ederse Rabbinin ‎katında onun mükâfatı vardır. Öylelerine korku ‎yoktur, onlar üzülmeyecekler de.”‎[1] ‎ ‎   Kıymetli Müminler!‎ Her Daha fazlasını oku…

Hutbeler

Yaşlılarımıza Karşı Sorumluluklarımız

(04.10.2019)   Muhterem Müslümanlar! Mekke’nin fethedildiği gün, müminler sevinçle birbirine sarılıyor, böyle bir günü lütfettiği için Allah’a şükrediyorlardı. Resûlullah’ın hicret arkadaşı, sâdık dostu Hz. Ebûbekir ise şehre girer girmez doğruca babasının yanına gitmişti. İslam’ı kabul Daha fazlasını oku…

Hutbeler

Camiler ve Din Görevlileri Haftası

(27.09.2019)   Yüce Rabbimiz, hutbemin başında okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yolda Daha fazlasını oku…